İçeriğe geç
  • Dolar 49,7746 ▲ %0,08
  • Euro 55,8683 ▼ %0,14
  • Sterlin 66,6848 ▼ %0,14
  • Gram Altın 6.384,76 ▼ %0,62
  • Çeyrek Altın 10.560,44 ▼ %0,55
  • Gümüş 86,16 ▼ %1,20
  • Bitcoin 3.991.601 ▼ %1,46
  • BIST 100 11.116,99 ▼ %0,92

Sağlık

Yeditepe'de Tiroid Keşfi

Yeditepe'de Tiroid Keşfi

Yeditepe Üniversitesi araştırmacıları, tiroid bezinde parathormon salgılayan yeni bir hücre grubu tespit etti. Bu bulgu, yaklaşık 150 yıldır tıp literatüründe yer alan temel bilgileri değiştirecek nitelikte.

Yeditepe Üniversitesi hastaneleri, tıp dünyasında yankı uyandıran önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı. '150 Yıl Sonra Tiroid Bezinde Yeni Hücre Keşfi' başlığıyla düzenlenen toplantı, Koşuyolu İhtisas Hastanesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, araştırma ekibinin tiroid dokusunda daha önce bilinmeyen üçüncü bir hücre tipini tanımladığını ve bu hücrelerin görüntülenmeyi başardığını duyurdu. Ayşan, keşfin yalnızca yeni bir hücre türünü literatüre kazandırmakla kalmadığını, aynı zamanda yaklaşık 150 yıldır değişmeden gelen temel tıp bilgisinin güncellenmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Diriliş Postası'nda yayınlanan habere göre, Prof. Dr. Ayşan, fizyoloji ve histoloji ders kitaplarında uzun süredir 'Parathormon yalnızca paratiroid bezlerinden salgılanır' bilgisinin yer aldığını hatırlattı. Ayşan, bu kabulün artık geçerliliğini yitirdiğini belirterek, araştırma ekibinin tiroid bezinde de parathormon üreten bir hücre grubu saptadığını açıkladı. Ayşan, 'Parathormonun bugüne kadar yalnızca paratiroid bezlerindeki şef hücrelerden salgılandığı kabul ediliyordu. Çalışmamız, tiroid bezinin de parathormon üretilebildiğini ortaya koydu.' dedi. Bugüne kadar tiroid bezinde sadece iki hücre tipinin varlığı kabul ediliyordu. Bu hücreler, yaklaşık 150 yıl önce keşfedilen ve T3 ile T4 hormonu salgılayan folikül hücreleri ile parafoliküler hücrelerdi. Yeditepe Üniversitesi ekibinin çalışması, tiroid dokusunda üçüncü bir hücre tipini gün yüzüne çıkardı. Ayşan, bilim tarihinde yeni hücre keşfinin son derece nadir olduğunu vurgulayarak bulgunun önemine dikkat çekti.

Keşfin klinik uygulamalardaki en somut etkisi, cerrahları yıllardır şaşırtan iki ayrı gizemin aydınlanması oldu. Ayşan, 'Başarılı bir tiroid ameliyatında paratiroid bezleri yerinde bırakılmasına rağmen bazı hastalarda parathormon düzeyleri düşüyordu ve bunun nedeni yıllardır tam olarak açıklanamıyordu. Artık biliyoruz ki tiroid dokusuyla birlikte tiroid bezindeki bu yeni hücrelerin de alınması bu durumun gerçek nedenini oluşturuyor.' ifadelerini kullandı. Tüm paratiroid bezlerinin çıkarıldığı hastalarda parathormon seviyesinin neden tamamen sıfırlanmadığı da uzun süredir yanıt bekleyen bir soruydu. Ayşan, bu sorunun da yeni keşifle çözüldüğünü belirterek, 'Biz cerrahlar bu ameliyatlardan sonra sürekli 'Bu hastada bir şeyleri eksik mi yaptık' düşüncesini taşıyorduk. Çalışmamız, tiroid dokusundan salgılanan parathormonun bu duruma çok net açıklama getirdiğini ortaya koymaktadır.' dedi.

Prof. Dr. Ayşan, keşfin gelecek yıllarda tiroid cerrahisinde yaklaşım değişikliğine zemin hazırlayacağını öngördü. Organ koruyucu cerrahinin bundan böyle çok daha fazla önem kazanacağını vurgulayan Ayşan, 'Artık biz cerrahlar, tüm tiroid bezini almak konusunda daha dikkatli düşünmek zorunda kalacağız. Bazı hastalarda tüm tiroid bezini almak yerine tiroid bezinin sağlıklı bölümlerini hastanın vücudunda bırakan tiroid koruyucu cerrahi tercih edilebilir.' dedi. Bu yaklaşımın doğal hormon salgılarını minimum etkileyerek hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artıracağı belirtildi. Ayrıca yeni keşfin, başta tiroid kanserleri olmak üzere Hashimoto ve Graves hastalıkları ile tiroid iltihaplarındaki rollerin araştırılması için yeni kapılar açacağı aktarıldı. Ayşan, 'Bu hücrelerin hangi hastalıklarda arttığı veya azaldığı ortaya konulduğunda, erken tanı yöntemleri geliştirilebilir, yeni tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.' diye konuştu.

Keşfin bireysel bir başarı değil, uzun yıllar boyunca çalışan geniş bir araştırma ekibinin ürünü olduğu özellikle vurgulandı. Temel bilimler, mühendislik bilimleri ve klinik bilimlerden oluşan multidisipliner yapının bu başarıyı mümkün kıldığını söyleyen Ayşan, 'Günümüzde büyük bilimsel buluşların altında hep bireylerin değil, geniş, multidisipliner ekiplerin imzası vardır. Bizim keşfimiz de böyle. Bugün bu gururu bireysel olarak değil, ekip olarak yaşıyoruz.' dedi. Ayşan, ekipteki her araştıracının sürece en az kendisi kadar katkı sağladığını dile getirdi. Keşfin temel tıp bilimlerinde kalıcı bir iz bırakacağını belirten Ayşan, fizyoloji ve histoloji kitaplarındaki bilgilerin artık güncellenmek zorunda olduğunu kaydetti. Ayşan, 'Bilim kulesi küçük tuğlalar konularak yavaş yavaş yükselir. Araştırmalar yapılıp sonuçlar çıktıkça tablonun nasıl evrileceğini hep beraber göreceğiz.' diyerek, bu keşfin bilim tarihindeki nadir hücre keşifleri arasındaki yerini aldığını vurguladı.

TürkAta Haber Ajansı
Tekirdağ Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…